Osmanlı Devleti’nde Kültür ve Teşkilat Yapısı

Genel anilbirgul

Tarihini bilmeyen geleceğine yön veremez meşhur sözüne dayanarak öncelikle tarihimizi iyi öğrenmemiz gerektiği kanaaatindeyiz. Öncelikle Osmanlı Devleti 1299’da kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin hükümranlık anlayışı eski Türk geleneklerine, İslam hukukuna, fethedilen yerlerin uygulamalarına dayandırılmıştı. Osmanlı Devleti’nin devamlılığı esas alınmıştır.

Osmanlı Devleti’nde padişah çocuklarına şehzade, efendi gibi isimler verilmekteydi. Sancağa giden şehzadelere ise Çelebi Sultan denilirdi. Osmanlı’da sancak sistemini başlatan Orhan Gazi iken sancağa çıkma uygulamasını kaldıran padişah III. Mehmet olmuştur.

osmanlı devlet yapısıOsmanlı Devleti’nde padişahlar Eyüp Sultan’da cülus töreniyle tahta çıkıp kılıç kuşanırlardı .Cülus bahşişini ilk kez dağıtan padişah Yavuz Sultan Selim olmuştur. Hükümdarlar, tüm devlet yetkilerini kendisinde toplamıştı. Padişahların halkı koruyup onlara adaletli davranmak, çıktığı seferlerle ülke sınırlarını genişletmek, ekonomik ve sosyal refahı sağlamak gibi görevleri vardı. Otağ, tuğ, para bastırma, hutbe okutma, menşur, çetr hükümdarlık sembollerinden bazılarıdır.Hükümdarlara Bey, Sultan, Gazi, Hüdavendigar,Padişah, Hünkar gibi unvanlar verilirdi. Osmanlı’da halife unvanının kullanımı ilk kez Küçük Kaynarca Antlaşması iledir.

Osmanı Devleti’nin ilk sarayı Bursa Bey Sarayı’dır. Ve bu saray Orhan Gazi dönemine aittir. Osmanlı Devleti’nde hükümdar ve ailesi sarayda yaşardı. Saray birun, enderun ve haremden oluşmaktaydı. Enderun sarayın dış bölümüne verilen isimken enderun; sarayın iç bölümüne denirdi. Harem ise yasak bölge olup hükümdar ve ailesinin bulunduğu alandı. Saraydaki kadınlar burada eğitim görürdü.

Osmanlı Devleti’nde merkezi idarenin en önemlisi Divan-ı Hümayun idi.Burada askeri, idari, mali, sosyal birçok konu görüşülürdü.Divan-ı Hümayun’da kararlar alındığı için yasama, hükümet görevi yaptığı için yürütme, üst mahkeme özelliği taşıdığı için de yargı organı niteliği taşımıştır.Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren Divan-Hümayun’a Sadrazam başkanlık etmeye başlamıştır.Divan üyeleri veziriazam(sadrazam), kubbealtı vezirleri, nişancı,defterdar,kazasker,reisü’l küttab, kaptan-ı derya, yeniçeri ağası ve şeyhülislamdan oluşurdu.Padişahların Divan toplantılarını izlediği yere Kasr-i Adl denirdi.Divan’da alınan kararlar arz odasında padişaha sunulurdu. II. Mahmut döneminde nazırlıkların kurulması ile Divan-ı Hümayun’a son verilmiştir. Osmanlı’da Divan- Hümayun’dan başka Sefer Divanı, Ulufe Divanı, Galebe Divanı, Çarşamba Divanı, Cuma Divanıı, At Divanı, Ayak Divanı Gibi başka divanlar da bulunmaktaydı.

Osmanlı Devleti’nde taşra yapısı eyalet, sancak, kaza ve köy şeklindeydi.Eyalet, sancak ve kazaların güvenliğini subaşılar sağlarken; köylerin güvenliğini yiğitbaşılar sağlıyordu. Eyalet, sancak ve kazanın hukuki işlerini kadılar; köyün hukuki işlerini ise kadı naibi yürütmekteydi. Taşra görevlileri beylerbeyi, sancakbeyi,kapan emini, muhtesib, gümrük ve bac eminleri, beytülmal emini,kocabaş isimlerindeki kişilerdi. Osmanlı devletinde ilk beylerbeylik I.Murat zamanında Manastır merkezli kurulan Rumeli Beylerbeyliği’dir. İlk Rumeli Beylerbeyi de Lala Şahin Bey olmuştur. İkinci beylerbeylik ise I. Bayezid zamanında Anadolu Beylerbeyliği olarak Kütahya merkezli olarak kurulmuştur.Başına da İshak Paşa yönetici olarak atanmıştır.Osmanlı Devleti’nde taşra yapısı salyaneli(yıllıklı) eyaletler, salyanesiz(yıllıksız eyaletler), imtiyazlı hükümetler şeklindeydi. Taşra teşkilatındaki en köklü değişiklik 1864 Vilayet Nizamnamesi ile olmuştur. Vilayet Nizamnamesi ile vilayetin başına vali, sancak başına mutasarrıf, kazaların başına kaymakam, nahiyelerin başına nahiye müdürü, köylerin başına muhtar getirilmiştir.

osmanlı piyadOsmanlı’da toplum askeriye(yönetenler) ve reaya(yönetilenler) şeklinde ayrılmıştı. Reaya yani yönetenler seyfiye, kalemiye,ilmiye şeklinde 3’e ayrılmıştı. Osmanlı Devleti’nde ilk düzenli ordu yaya- müsellem olarak Orhan Bey dönemindedir. Eski Türklerdeki gibi onluk sistem uygulanmıştır. Osmanlı Deveti’nde asker kazanımlarında pençik, devşirme,tımar gibi usuller uygulanırdı. Osmanlı Devleti’nde ordu kapıkulu ordusu, eyalet ordusu ve yardımcı kuvvetler ile deniz kuvvetlerinden oluşmaktaydı. Osmanlı’da tımar sistemi çok önemli yer tutardı. Osmanlı ordusunun en kalabalık birimi idi. Cebelü adı verilen atlı birliklerden oluşurdu. Bazı dönemlerde tarımla uğraşırken savaş zamanlarında ise dirlik sahibinin emri ile orduya katılırlardı.

Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemi örfi hukuk, şeri hukuk, cemaat hukuku olmak üzere 3 temele dayanmaktaydı. Gayr-i müslimler kendi hukuk sistemlerine göre yargılanırlardı. Divan-ı Hümayun’da adalet işleriyle kazasker ilgilenirdi.Mahkeme kararları şer’iye sicilleri denilen defterlere kaydedilirdi. Mahkemelerde çözüme kavulturulamayan uyuşmazlıklar Divan’da çözümlenmeye çalışılırdı. Bu nedenle ülkedeki en yüksek yargı organı Divan-ı Hümayun sayılmaktaydı. Adalet işlerinden sorumlu görevliler ise kazaskerin atadığı kadılar idi. Kadılar aynı zamanda vakıfları da denetlerler, kazaları yönetirlerdi. Kadıların aldıkları kararların kanunlara uygun olup olmadıklarını ise şuhudulhal denetlerdi. Osmanlı’da örfi hukuk; padişahın tasarrufuyla oluşturulan kanun ve fermanlardan oluşmaktaydı. Örfi hukuk uygulamalarında Nişancı önemli bir yere sahipti.Osmanlı’da kanunlar söz konusu kanunu yayımlayan padişahın ömür süresiyle sınırlı tutulmuştu. Örfi hukukun başlıca konuları yönetim, askerlik, vergi gibi konulardı. Osmanlı Devleti’nde örfi kanunlar Fatih Sultan Mehmet döneminde Kanunname-i Ali Osman adıyla yazılı hale getirilmiştir. Şeri hukuk ise Kuran, Hadis, İcma ve Kıyas’tan oluşurdu.Esasen örfi hukuk, şeri hukukun kapsamına girerdi. Şeri hukukun başlıca konuları ise aile, borçlar, miras, ticaret gibi konulardı.Osmanlı Devleti’nde Şeyhülislam’ın yargılama yetkisi yoktu. Osmanlı’daki kararlara karşı itiraz büyük divan, Cuma Divanı ve Çarşamba divanlarına yapılırdı. Osmanlı’da davalı ve davacıları mahkemeye getiren kişilere muhzır denirdi.Kadıların bazı konularda danıştıkları uzman kişilere ise müsavir denirdi. Bütün bunlar Osmanlı’da yargının nasıl işlediğini anlayabilmemiz açısından bilinmesi icap eden konulardır.

osmanlıOsmanlı Devleti’nde çarşı-pazar kontrolü yapan yani esnafı denetleyen görevliye muhtesip denirdi. Vergi toplayan kişilere bac emini denirdi. Devlet yararını gözeten görevlilere ise beytülmal emiri denirdi. Ürünleri adaletli bir şekilde dağıtımını sağlayan taşra görevlisi ise kapan emini idi. Miras davalarında şeri hükme göre mirası bölen, arazilere ölçen kişilere kassam adı verilirdi. Rumeli’deki gece bekçileri ise pozvantlardı. Osmanlı döneminde Hicaz yöneticileri emir, şerif gibi isimlerle anılırdı. Mısır yöneticilerine hidiv denirdi.Cezayir ve Tunus yöneticilerine dayı denirdi. Dini özelliğinden dolayı Hicaz’dan asker ve vergi alınmaz; Kırım’dan ise asker alınır, vergi alınmazdı.

Osmanlı Devleti’nin ilk donanması Karesioğulları donanması olup Orhan Bey döneminde oluşturulmuştur. İlk tersane Orhan Bey döneminde Karamürsel’de açılmıştır. İlk büyük tersane ise Yıldırım Beyazıt dönemindeki Gelibolu tersanesi iken en büyük tersane ise II. Mehmet döneminde İstanbul’da açılmış olan Haliç Tersanesi’dir. Osmanlı’da donanmanın en büyük komutanı Kaptanıderya idi.Osmanlı donanması en iyi dönemini I. Süleyman zamanında yaşamıştır.Barbaros Hayrettin Paşa’nın kaptanıderya olduğu dönemdir. Karadeniz Fatih Sultan Mehmet döneminde Kırım’ın alınmasıyla Türk gölü haline gelirken; Akdeniz ise Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türk Gölü haline gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin en ünlü kaptanıderyalarından bazıları Barbaros Hayrettin Pşa, Seydi Ali Reis, Piri Reis, Turgut Reis, Murat Reis, Kılıç Ali Reis gibi denizcilerdir. Osmanlı Donanması tarihte 4 kez yakılmıştır. İnebahtı, Çeşme, Navarin ve Sinop’ta Osmanlı donanması yakılmıştır.

Osmanlı’da topraklar mülk arazi ve miri arazi olarak ayrılmaktaydı.Mülk araziler kişiye özel olup alınıp satılabilir ve miras bırakılabilirdi. Mülk araziler kendi içinde öşri topraklar ve haraci topraklar olarak ayrılıyordu. Öşri topraklar Müslümanlara aitken; haraci topraklar gayrimüslimlere ait olan topraklardı.Miri araziler ise devlete aitti. Miri araziler alınıp satılamazdı. Miri arazilere örnek verecek olursak; paşmaklık, mukata,malikane,yurtluk,ocaklık, dirlik gibi arazileri sayabiliriz. Bunlar içinde en önemlisi dirlik arazileridir. Dirlik toprakları da has, zeamet ve tımar olmak üzere 3 kısma ayrılıyordu. Has ve zeamet sahipleri her 5000 akçe için , tımar sahipleri ise her 3000 akçe için gelirlerinin fazla kısmıyla Cebelü adı verilen asker beslemek zorundalardı.

tuğraOsmanlı Devleti’nde yönetilen yani reaya kısmından yönetici kesime geçmek için erkek olmak, devlete isyan etmemiş olmak, padişaha bağlı olmak, enderun veya medreseden mezun olmak gerekiyordu. Gayrimüslimler ilk defa ıslahat fermanıyla devlet yönetimine katılma hakkı elde etmişlerdir. Osmanlı’da Müslüman kesime Millet-i Hakime, diğerlerine Millet-i Mahkume denilmiştir. Osmanlı’da sosyal hareketlilik; yatay hareketlilik ve dikey hareketlilik olarak ayrılmaktaydı. Yatay hareketlilik, ülke sınırları içinde köyden şehre ve şehirden köye tarzında hareketliliğe denirken; dikey hareketlilik ise sınıflar arası geçiş şeklinde olan hareketliliktir. Osmanlı Devleti’nin hazinesi ise Hazine-i Amire ve Hazine-i Has olarak ayrılıyordu. Hazine-i Amire devlet hazinesi iken Hazine-i Has padişahın özel hazinesi idi. Görülüyor ki Osmanlı Devleti’nde teşkilatlanma çok kapsamlı olup her detay düşünülmüştür. Bizden beklenen de tarihimizi iyi özümsemektir.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{anilbirgul}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir